|
Petrolün hızla düştüğü dönemlerde minik indirimler yapan, biraz arttığında ise zam üstüne zam gerçekleştiren akaryakıt dağıtım şirketleri, yine yaptı yapacağını. Petrol varil fiyatı 58 dolar seviyesinde bulunmasına rağmen benzinin litre fiyatı son zamla yine 3 liranın üstüne çıktı. Petrolde yaşanan indirimi fiyatlara yansıtmama konusunda eleştirilen, hatta Rekabet Kurulu’nun raporu ile bu durumu belgelenen akaryakıt dağıtım şirketleri, önceki gün yeni bir skandala daha imza attı. Ham petrolün varilinin son 4 ayın en yüksek seviyesi olan 58 dolara gelmesi benzin fiyatlarına zam olarak yansıdı. Geçen hafta 5 kuruş indirilen 95 oktan kurşunsuz benzinin litresi dünden itibaren 7 kuruş zamlandı. Önceki gün 2,96 liradan alınan bir litre benzin, dün sabah 3,02 liradan satılmaya başlandı. Akaryakıtta bir hafta içinde gelen peş peşe gelen indirim ve zam haberleri tüketicinin kafasını karıştırıyor. Varil başına 1-2 dolarlık artışın anında pompaya yansıması eleştiri konusu oluyor. Benzinde zam ve indirim kafa karıştırıyor Bu yılın başında indirimle başlanan benzin fiyatları 2 Ocak tarihli indirimle birlikte benzinin litre fiyatı İstanbul'da 2.75 TL olmuştu. Aradan geçen 128 günlük süreçte 7 kez zamlanan benzin fiyatı 5 kez de indirim gördü. 7 Mayıs tarihli son zamla birlikte benzinin litre fiyatı 3,02 lira oldu. İlk 5 ayda benzin fiyatlar 7 kez arttı Tarih 9 Ocak: Benzin 9 Kr zamlandı İlk 5 ayda benzin fiyatlar 5 kez ucuzladı Tarih 2 Ocak: Benzin 3 kr ucuzladı Zammın kaymağı şirket bilançolarında: Petrol fiyatları yükselince kur düşmüş olmasına rağmen tüketiciler yine zamla karşı karşıya kaldı. Halka açık olmaları nedeniyle iki şirketin bilânçosuna bakılarak bu zamların kime nasıl yaradığını görmek mümkün… Bir tarafta hammaddeyi rafine eden TÜPRAŞ ve diğer tarafta dağıtımcı lider şirket Petrol Ofisi (PO). 30 Eylül 2008'de Brent petrol 99,6 dolardan işlem görüyordu. Oysa 31 Aralık 2008'de petrol 45,6 dolara düşmüştü. Türkiye'de ise akaryakıt fiyatlarına, bu hızlı gerilemeye rağmen indirimler yeterince yansıtılmamıştı. Petrol fiyatlarının yükselişlerini kısa sürede fiyatlarına yansıtan sektör oyuncuları, fiyat düşüşlerinde oldukça temkinli davranışlar sergilemişti. Adeta fiyat düşüşlerinde geçiştirme hareketleri gözlenmişti. Dağıtımcı şirketler rafine şirketini (Tüpraş) öne sürerken rafine tarafında ise bu iddialar reddediliyordu. Petrol fiyatlarının hızla düştüğü 2008 yılı son çeyreğine ilişkin bilânçolar açıklandı. Ve kimin bu dönemi nasıl kapattığı ortaya çıktı. Yeni Şafak ekonomi müdürü İbrahim Kahveci’nin belirlemelerine göre rafine şirketi TÜPRAŞ son üç ayda (Ekim- Aralık 2008) 5 milyar 790 milyon liralık satış yapmış. TÜPRAŞ'ın son üç aydaki satışlarının ise 5 milyar 800 milyon liralık maliyeti oluşmuş. Yani şirket son üç ayda satışlardan mal maliyetini (hammadde maliyeti) dahi karşılayamamış. TÜPRAŞ aldığı fiyattan petrolü satarak satış dağıtım giderlerini ve finansman giderlerini karşılamak durumunda kalmış. Nitekim şirket mal satış kârı olan 1 milyar 899 milyon liradan, Eylül 2008'de 1 milyar 457 milyon lira faaliyet kârı oluşturmuş. Ama son üç ayda kâr olmayınca artan giderler faaliyet kârını 1 milyar 283 milyon liraya geriletmişti. Kısaca petrol fiyatlarının hızla düştüğü son üç ayda TÜPRAŞ 174 milyon lira kaybetti. Aynı yaklaşımı PO'ya uyguluyoruz. Şirketin petrol fiyatlarının gerilediği dönemde brüt kârı 875 milyon liradan 1 milyar 212 milyon liraya 337 milyon liralık artış gösteriyor. Faaliyet giderleri de düşüldüğünde ortaya çıkan faaliyet kârı 557 milyon liradan 789 milyon liraya yükseliyor. Petrol fiyatları hızla gerilerken PO'nun faaliyet kârı 232 milyon lira artmış ama TÜPRAŞ'ınki 174 milyon lira azalmış. Üretici kaybetmiş, dağıtıcı kazanmış görünüyor. Ama üretici firma yine de 110 milyon lira kurumlar vergisi öderken dağıtıcı firma 31 milyon lira kurumlar vergisinde kalmış. Akaryakıtta kaymağı bu 5 şirket yiyor: Bugüne kadar akaryakıtta verginin yüksek olduğu, rafinerinin hatalı fiyat belirlediği yönünde birçok yazı kaleme alındı. Evet akaryakıt vergisinde Türkiye dünya şampiyonu, rafineri (Tüpraş) fiyat belirlerken kamuoyu tepkilerine neden olabilecek farklı hesaplamalar yapabiliyor... Peki ya akaryakıt dağıtım şirketleri?.. Onlar sütten çıkma ak kaşık mı?.. Ortaya çıkan rakamlar gerçeği ortaya koyuyor: 8 Temmuz 2008’de dünya piyasalarında petrol fiyatları 134 dolarla rekor seviyelerdeydi. Bu tarihte Türkiye’de pompa fiyatları motorinde 3.37 lira, kurşunsuz benzinde ise 3.55 lira olarak belirlenmiş. Fiyat oluşumuna bakıldığında motorinin pompa fiyatının 1.47 lirası rafineri fiyatı, 1.52 lirası vergi, 38 kuruşu akaryakıt dağıtım şirketleri ve istasyonların aldığı dağıtım payından oluşuyor. Yakın zamana dönelim .Dün itibariyle dünyada petrolün fiyatı 47 dolar. Türkiye’de 1 litre motorinin pompa satış fiyatı ise 2.5 TL. Bu fiyatın 79 kuruşu rafineri çıkış fiyatı. Üzerine eklenen vergi 1.33 lira. Dağıtıcıların aldığı pay da 38 kuruş. Bir gariplik yok mu?.. Petrol fiyatı 92 dolar düşmüş, 1 litre motorinin rafineri çıkış fiyatında 68 kuruş gerileme var. Vergi KDV’ye bağlı olarak 19 kuruş azalmış. Tek değişmeyen dağıtıcıların aldığı kár payı. Dağıtım şirketlerinin aldığı pay lira cinsinden sabit kalsa da diğerlerindeki gerileme, bu alandaki kár marjını artırıyor. Dağıtım sektörü Temmuz 2008’de 1 litre motorinde yüzde 11.3’lük kár marjıyla çalışırken şu anda bu marj yüzde 15.2 düzeyinde. Daha basit anlatımla dağıtıcılar 9 ay önce yatırdıkları her 100 liraya karşın 11.3 lira kár ederken, şimdi bu kár 15.2 lira. Benzer bir durum benzinde de var. Özetle, kamuoyunda çok tartışılan akaryakıt fiyatlarıyla ilgili karşımıza şöyle bir sonuç çıkıyor. Petrol fiyatı düşüyor, rafineri fiyatı ucuzluyor, vergi iniyor... Kazancı değişmeyen, hatta artan tek kesim petrol dağıtım şirketleri. Sekterde küçük oyunculara yer yok Kim bu şirketler?.. Türkiye’de akaryakıt piyasasını domine eden 5 ana dağıtıcı şirket var. PO, Shell-Turcas, BP, OPET ve Total pazarda yüzde 90 paya sahip. Sektörde çoğu bu şirketlere bağlı olmak üzere 12 bini aşkın satış istasyonu yer alıyor. İstasyonlarda sağlanan istihdam 100 binin üzerinde. Bu istasyonlar aracılığıyla yapılan yıllık akaryakıt satışı miktarı 14-15 milyar litreyi buluyor. İstasyon başına günde 3 bin 400 litrelik bir satış ortalaması var. Dağıtıcıların bir litre akaryakıtta ortalama 38 kuruş kár ettiğini göz önünde bulundurursak, sektörün yıllık toplam kárının 5.7 milyar lira olduğunu söyleyebiliriz (Yağ vb. yan ürünler hariç). Özelleştirmenin ardından oranlarda bir miktar değişim var. Kárlılık ana şirket ve istasyonlar arasında yüzde 50-50 bölüşülüyor. Yani bir litre motorinden ana dağıtıcı ve istasyonlara 19’ar kuruş kalıyor. İstasyon ayrıca kár payından navlun bedelini de ödüyor. Örneğin İzmit’ten İstanbul Avrupa yakasına getirilen her 1 litrelik motorin ya da benzin için istasyonun 2-3 kuruş arasında bir taşıma gideri var. Kalan 16-17 kuruşun yarısı işletme gideri olarak kabul ediliyor. Tabii bu günde ortalama 10 bin litrenin üzerinde satış ortalamasıyla çalışan bir istasyon için geçerli. Eğer masrafları aynı, satış rakamları düşükse işletme giderinin payı yükseliyor. Çoğu istasyonda kár marjı yüzde 1’lerde kalıyor. Bu yüzden istasyon sahipleri kár payları konusunda en ufak değişime en büyük tepkiyi veren grup olarak gözüküyor. Daha düşük kár marjının kendilerini kurtarmayacağını söylüyorlar. Diğer yandan ana dağıtıcılar bu işte daha şanslı olan kesim. Kár payının yarısını alıyorlar ama toptan iş yaptıkları için işletme giderleri daha düşük. Bir şirketin işletme giderleri litre başına 4.5-5 kuruş civarında. Kalan ise oldukça hatırı sayılır bir kár. Petrol ve rafineri fiyatları ile vergide düşüş sağlanırken dağıtım sektörünün kár marjını yükseltmesi tüketici açısından anlayışla karşılanabilecek bir durum değil. Pazarın en büyüğü Doğan'ın PO şirketi Şirket Pazar payı (%) 'Pompada kartelleşme var' Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, akaryakıt dağıtım şirketlerinde kartelleşmenin olduğunu söyledi. Piyasanın 5 büyük firma tarafından belirlendiğini, 42 firmanın ise satış yapmasının engellendiğini iddia eden Kaya, “Herkes kâr etmek isteyebilir. Ancak dağıtım şirketleri kanun gereği tüketiciye en uygun fiyatla ve kalite ile benzini satmak zorunda. Bu gerçekleştirilmiyor” dedi. Akaryakıt dağıtım şirketlerinin rekabete aykırı uygulamalarının Rekabet Kurumu raporu ile belgelendiğini hatırlatan Kaya, ancak bu rapora rağmen EPDK’nın harekete geçmediğini savundu. Kaya, “Kanun gereği EPDK, haksız uygulama gerçekleştiren 5 dağıtım şirketine cirosunun yüzde 5’i oranında ceza kesmeliydi, bu yapılmadı. Daha orta yollu bir çalışma içine gidildi” diye konuştu. Tüketiciler Birliği Başkanı Kaya, 150 dolar seviyelerinden 47 dolara kadar düşüş seyrinde hiç indirim yapmayan firmaların ani artışları hemen yansıttığını ileri sürerek, ‘’İndirirken 3’er 5’er kuruş, zam yaparken ise 9’ar 13’er kuruş birden oluyor’’ dedi. 'Ali Baba Cumhuriyeti' mi?
Petrolün kıpırdamasıyla benzine 9 kuruşluk bir zam yapıldığını, petrol düşerken indirimden ise kaçınıldığını vurgulayan Kaya, “Akaryakıt dağıtım firmaları benzinde kaşıkla indirip kepçeyle zam yapıyorlar. Bu durum ticaretle bağdaşmaz. EPDK gereğini yapmalı, yapmıyorsa hükümet bu konuda adımlar atmalı. Burası Ali Baba Cumhuriyeti değil. Vatandaşın benzin alma mecburiyeti kötüye kullanılıyor” dedi. rotahaber
.117 |
| [1] 2 | ![]() | ![]() |



