Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    KONYA 08.09.2010
İmsak
-
4:53
Güneş
-
6:19
Öğle
-
12:55
İkindi
-
16:28
Akşam
-
19:19
Yatsı
-
20:37
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Türkiye'nin ekonomik raporu
23 Aralık 2009 Çarşamba 12:47
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi 2006-2007 sonuçları geçen hafta açıklandı.
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan “Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi” 2006-2007 sonuçları geçen hafta açıklandı. Fertler gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralanarak beş gruba ayrılmıştr. 'Geliri en düşük' olan ilk yüzde yirmilik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2007'de yüzde 5,8 olarak tespit edildi. Bu grubun geliri en yüksek yüzde yirmilik dilimle arasındaki fark ise çaprıcı. Son yüzde yirmilik grup, toplam gelirin yüzde 46,9'una sahip ve toplam gelirden en alttaki grubun 8,1 katı daha fazla pay alıyor. 2007 yılı sonuçlarına göre, gelir dağılımı eşitsizlik ölçüsü olan gini katsayısı, gelir dağılımında bir önceki yıla göre bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. 2006 yılı sonuçlarına göre gini katsayısı 0,43 iken, 2007 yılı sonuçlarına göre 0,02 puanlık bir düşüş göstererek 0,41 olmuştur. Bu katsayı, 2007 yıllı sonuçlarına göre kentsel yerleşim yerleri için 0,39, kırsal yerleşim yerleri için ise 0,38 olarak hesaplanmıştır.

• TÜİK tarafından açıklanan “İşgücü Girdi Göstergeleri” 2009 yılı 3. dönem sonuçlarına göre sanayide İstihdam bir önceki yılın aynı dönemine göre % 9,6 azalmış, bir önceki döneme göre % 1,2 artmıştır. Sanayide Brüt Ücret - Maaş ise bir önceki yılın aynı dönemine göre % 2,6 azalmış, bir önceki döneme göre % 4,6 artmıştır.

• Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, geçen hafta gerçekleştirdiği toplantıda kısa vadeli faiz oranlarını değiştirmeme kararı aldı. Buna göre, gecelik faiz oranları, borçlanmada yüzde 6,50, borç vermede ise yüzde 9,00 olarak uygulanacak. Para Politikası Kurulu tarafında yapılana açıklamada şu satırlara yer verilmiştir: “Son dönemde açıklanan veriler, iktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma sürecine girildiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, toplam talebe ilişkin belirsizlikler sürmekte, istihdam kosullarının kalıcı olarak iyileşmesinin uzun zaman alacağı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, orta vadede yurt içi kaynak kullanımının ve dolayısıyla enflasyonun düşük seviyelerini koruyacağı tahmin edilmektedir. Kurul, enflasyonda baz etkilerinin güçlü oldugu bir döneme girildigine ve bu nedenle özellikle Aralık ayında yıllık enflasyonda belirğin bir artış gözlenecegine dikkat çekmiş, buna karşılık temel enflasyon göstergelerinin olumlu seyrini sürdüreceği öngörüsünde bulunmuştur. 2008 yılı Kasım ayından bu yana sürdürülen faiz indirimlerinin etkisi ve küresel risk algılamalarındaki iyileşmenin destegi ile kredi piyasasında olumlu gelişmeler gözlenmektedir. Bununla birlikte, küresel ekonomideki sorunların henüz tam olarak giderilememiş olduğunu ve toparlanmanın gücüne ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini dikkate alan Kurul, Enflasyon Raporu’nda açıklanan para politikası durusu doğrultusunda faiz oranlarının uzun bir süre düşük düzeylerde tutulması gerekeceğini vurgulamıştır. Enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin, Kurul’un gelecege yönelik duruşunu degiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

• TÜİK ve TCMB işbirliğiyle yürütülen, tüketicilerin harcama, davranış ve beklentilerini değerlendiren aylık tüketici eğilim anketi sonuçları geçtiğimiz hafta yayınlandı. Buna göre, Ekim ayında 80.46 olan tüketici güven endeksi, Kasım ayında Ekim ayına göre yüzde 2.59 oranında azalarak 78.38 seviyesinde gerçekleşmiştir.

• Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da gerçekleştirilen BM 15. İklim Konferansı Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada "Bütün ülkeler olanakları doğrultusunda üstlerine düşen sorumluluğu almalı. Diğer bir deyişle, bedel ödemeyen kalmamalı" dedi. İnsanlığın, bütün toplumların kaderinin birbiriyle güçlü bir şekilde bağlantılı olduğu bir döneme girdiğinin altını çizen Gül, "Hiç kimsenin 'Ben yalnızca kendi ülkemde, kendi bölgemde yaşıyorum' demeye hakkı yok. Küresel olaylar ve eğilimler uluslararası sınırları tanımaz. Küresel sorunlar küresel çözümler gerektirir. Son iki yılda önemli gelişme sağlanan küresel işbirliğinin ruhunda da bu var." diye konuştu. Şimdi daha ileri adımlar atılması için zamanın geldiğini ifade eden Gül, Türkiye'nin Kopenhag Konferansı'ndan kapsamlı bir belge çıkmasını beklediğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Gül, Kopenhag'daki temel amacın, Çerçeve Sözleşmesi'nin "iklim değişikliğiyle mücadelenin ortak ancak farklı sorumlulukların olduğu bir konu" olduğu yönündeki temel prensiplerden biri üzerine oturan adil ve etkin bir anlaşmaya ulaşmak olması gerektiğini söyledi. Gül, "Bütün ülkeler olanakları doğrultusunda üstlerine düşen sorumluluğu almalı. Diğer bir deyişle, bedel ödemeyen kalmamalı" diye konuştu. Konferansın sonunda çıkması beklenen yeni belgenin Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü'nün ana amacını yansıtması gerektiğini belirten Gül, 2007'de kabul edilen ve azaltım, uyum, teknoloji ve finans üzerine kurulu olan Bali Eylem Planı'nın içini doldurması gereğine işaret etti. Azaltım ve uyumun küresel maliyetinin arttığının bilimsel olarak görüldüğünü kaydeden Gül, bu bağlamda gelişmiş ülkelerin tarihi sorumlulukları kapsamında emisyon azaltımına yönelik acil taahhütte bulunması, buna ek olarak gelişmekte olan ülkelerin, modern düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda hızlanması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin, İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli tarafından, iklim değişikliğinin en olumsuz etkilerine maruz kalabilecek bölgelerden biri olarak nitelendirilen Doğu Akdeniz bölgesinde yer aldığını belirten Gül, bu durumun Türkiye'yi kapsamlı uyum planları yapmak durumunda bıraktığını, ülke ekonomisine ek finansal yükler getirdiğini anlattı. Gül, "Türkiye hızla gelişmekte olan bir ülke. Bizim ekonomik ve sosyal gelişimimiz kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Son 20 yılda yüksek büyüme oranları elde ettik. Ancak kişi başına gelir, kişi başına enerji tüketimi ve sera gazı emisyonları Türkiye'yi orta gelirli gelişmekte olan ülke kategorisinde gösteriyor. Bu da, Ek-1'de (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) yer alan diğer ülkelerden farklı bir konumda olduğumuz anlamına geliyor. Tüm Ek-1 ülkelerini gelişmiş olarak nitelemek yanlış olacaktır. Türkiye, bu bağlamda ulusal azaltım ve uyum hedeflerini gerçekleştirmek için teknolojik ve finansal destek almalıdır" dedi. Türkiye'de kasım ayında otomobil pazarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,4 oranında artarak 17 bin 781 adet seviyesine yükseldi. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin (ODD) Avrupa Otomotiv Üreticileri Derneğinin (ACEA) Ocak-Kasım verilerine yer verdiği değerlendirmesinde, AB ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA)ülkeleri toplamına göre, 2009 yılı Kasım ayında, 2008 yılı kasım ayına göre yüzde 26,6 artış yaşandığı, 1 milyon 182 bin 82 adet seviyesinde binek otomobil pazarı gerçekleştiği bildirildi. Verilere göre, aylık bazda artışların devam ettiği görülürken, kasım ayında en sert düşüş yüzde 84,9 ile Letonya'da gerçekleşti. Bu ülkeyi yüzde 62,2 ile Estonya ve yüzde 60,1 ile Macaristan takip etti. Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre satışlarını artıran ilk üç pazar sırasıyla, İngiltere yüzde 57,6, Fransa yüzde 48,3 ve Norveç yüzde 38,1 oldu. Türkiye otomobil pazarı, 2009 yılı kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,4 oranında artarak 17 bin 781 adet seviyesine yükseldi. 2009 yılı Kasım ayı binek otomobil satışları ile Türkiye, Avrupa binek otomobil satışlarında 13. sırada yer aldı.

• Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, geçtiğimiz hafta bir fuar açılışında yaptığı konuşmada "2010 yılında çiftçinin cebine koyacağımız destek 5 milyar 600 milyon lira" dedi. 2007 yılında tarımda kullanılan alet ve makinelerin desteklenmesini öngören bir proje başlattıklarını, tarımda muhtelif alanlarda kullanılan 40 alet, ekipman ve makineye destek verdiklerini söyleyen Eker, 40 bin projeyi desteklediklerini bildirdi. Türkiye'de ilk defa çiftçiyi tarım sigortası ile buluşturduklarını, sigorta priminin yüzde 50'sini hibe olarak verdiklerini anlatan Eker, bu mekanizmanın çiftçiyi don, yağmur, hortum gibi birçok riske karşı koruduğunu kaydetti.Eker, "Bu sene sigortalılara müjdem var. 2010 yılı içinde sel ve su baskınını da sigorta kapsamına alıyoruz" dedi. Tarım Bakanı Eker, yaşlı traktörlerle ilgili olarak da tarımda kullanılan 1 milyon 50 bin traktörün yüzde 53'ünün 25 yaşın, 200 bininin de 35 yaşın üzerinde olduğunu ifade ederek, bunu muhakkak suretle daha verimli hale getirecek şekilde kullanmanın önemli olduğunu vurguladı. Eker, "Tarım sektörü dünyadaki küresel mali krizin diğer sektörlerde yarattığı tahribatı kompanse eden bir sektördür. Geçen sene Türk tarım sektörü yüzde 3,5 büyüdü. 2009'un 9 aylık rakamlarına göre yine yüzde 3,3'lük büyüme var.İnşallah 4. çeyrekte büyüme daha fazla olacak. Türkiye, son 5 yılın 4 yılında tarımda pozitif büyüme kaydetti. Türkiye'nin tarımsal üretim değeri son 6 yılda 23 milyar dolardan 57 milyar dolara ulaştı" diye konuştu.

Türkiye'nin bir tarım envanteri, üretim planlaması ve tarım politikası yok diye geçmişte hep üç sorunun dile getirildiğini anımsatan Eker, 2009 Haziran ayında Bakanlar Kurulu'ndan geçirdikleri Türkiye Tarımsal Üretim Havzalarını Destekleme Modeli ile bu üç soruya cevap verdiklerini, o üç sorunu çözdüklerini, bunun 2010'da uygulamaya gireceğini belirtti. Mehmet Mehdi Eker, "527 milyon veri kullandık. Türkiye'nin bütün tarım alanlarında, her 2,5 dönümlük alanında bugün ben hangi ürün yetişir bunu biliyorum. 527 milyon veriyi bilgisayar ortamında iki sene işledik. Şu anda Türkiye'nin tarım envanteri var. Türkiye'de üretim planlaması var. Türkiye'de tarım politikası var. Şimdi sıra bunun uygulamasında" dedi. Bakan Eker konuşmasında şu satırlara da yer verdi: "2010 yılında çiftçinin cebine tarım olarak koyacağımız destek 5 milyar 600 milyon lira. 2010 yılı bütçesi. Bunun 1,2 milyar lirası civarında hayvancılığa veriyoruz. 1,2- 1,3 milyar lirası yağlı tohumlar alanında. Bu iki alan bizim hassas olduğumuz ve rekabetçi olmadığımız alanlardır. Biz bunlarda henüz ihtiyacımızı giderecek seviyeye gelmedik. Diğerleri de prim destekleri, kırsal kalkınma destekleri. Sulama yatırımları bunun dışındadır. Sulama yatırımlarını da dahil etiğimiz zaman milli gelirimizin yüzde, OECD'ye göre 2,2'sini biz tarım sektörüne destek olarak ödüyoruz.”

Dünya Ekonomisi
• Geçtiğimiz hafta ABD ekonomisiyle ilgili olarak bir dizi veri yayınlandı.

ABD’de üretici fiyatları endeksi (ÜFE) Kasım ayında aylık bazda beklentilerin üzerinde yüzde 1.8 artış gösterdi.

ABD’de sanayi üretimi Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0.8 artarken, kapasite kullanımı yüzde 71.3 oldu.

ABD Merkez Bankası FED yaptığı faiz konulu toplantıda aldığı kararla, beklentilere paralel olarak gösterge faiz oranında değişime gitmedi.

ABD Çalışma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0.4 artış gösterdi.

• Avrupa Birliği İstatistik Kurumu Eurostat tarafından geçen hafta yapılan açıklamaya göre, Euro bölgesinde TÜFE Kasım ayında aylık bazda yüzde 0.1 artarken, yıllık bazda yüzde 0.5 seviyesinde gerçekleşti. Eurostat tarafından yapılan bir diğer açıklamaya göre, Euro bölgesi sanayi üretimi Ekim ayında aylık bazda yüzde 0.6, yıllık bazda yüzde 11.1 düşüş gösterdi.

• Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, ekonominin onlarca yıldır görülen en kötü resesyondan çıkabilmesi için, Amerikan bankalarının küçük ve orta ölçekli işletmelere verdikleri kredileri artırmasını istedi. Obama bankacılardan kredi başvurularını karşılayabilmek için ellerinden gelen her çabayı göstermelerini istedi.Banka yöneticilerini Beyaz Saray'da bir toplantıya çağıran Obama, bankaların Amerikan vergi mükellefinden tarihte benzeri görülmemiş bir destek aldığını şimdi bunun karşılığı olarak onların da ekonominin yeniden inşasına benzersiz bir katkıda bulunmaları gerektiğini söyledi.Başkan Obama, bankaları ayrıca bankacılık sektöründe reform amacıyla daha sıkı kurallar getiren yeni yasalara karşı lobi faaliyeti yürüttükleri ve direndikleri için eleştirdi.Obama, "kavga istiyorlarsa, ben varım" diye konuştu.

• Nouriel Roubini, bu yıl küresel piyasaların çok fazla, çok erken ve çok hızlı ralli yaptığı ve ucuz dolar yatırımcıları daha yüksek getirili varlıklar aramaya yönelteceğinden hemen olmasa da bir düzeltmenin yaşanacağı görüşünde.Roubini, doların eninde sonunda kayıplarını gidereceğini fakat bunun hemen değil, 6-12 ay içinde gerçekleşeceğini düşünüyor. Sonuç olarak da carry trade operasyonları fiyatları bir süre daha destekleyecek."Bir düzeltme yaşanabilir fakat düzeltme olması riski kısa vadedense orta vadede görünüyor." diyen Roubini ABD'de ekonomik iyileşmenin çok yavaş ve U şeklinde olacağı görüşünü yineledi. Böyle bir iyileşme beklenenden kötü şirket karları ve makro ekonomik göstergeler ile varlık fiyatlarının düşeceği anlamına geliyor. Roubini sözlerine şöyle devam etti:''Reel ekonominin aşağı yönlü sürpriz yapacağını düşünüyorum, özellikle de teşvikler çekildiğinde fakat diğer tarafta varlık fiyatlarını yükselten parasal ve likidite önlemlerinin etkisi var.Gevşek para politikaları gelişen ülkelere dolar akışını sürmesini sağlayacak. Gelişen piyasaları bekleyen sorun Brezilya Reali'nde olduğu gibi fazla değerli kurlar.Çözüm sermaye kontrolü. Brezilya hükümetinin sermaye akışını önlemek için aldığı önlemleri yeteri kadar sıkı olmadı.''.

• Borç baskısı altındaki Dubai yönetimi, 'Buyük Abi' rolündeki Abu Dabi Emirliği'nden 10 milyar dolar acil yardım aldı. 10 milyar doların 4,2 milyar dolarlık kısmı, Dubai World'un emlak bölümü olan Nakheel şirketinin vadesi gelen borcu için kullanılacak. Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası da, emirlikler içindeki yerel bankalara fon sağlamaya hazır olduğunu bildirdi.

• Avrupa Merkez Bankası (ECB), 16 ulusun dahil olduğu euro bölgesinde bankaların şimdi ve gelecek yıl 187 milyar euro (269 milyar dolar) zarar yazabileceklerini belirtti. ECB, bankaların 2007 ve 2010 dönemleri arasında toplam 553 milyar euro zarar etmesinin beklendiğini açıkladı.

• Citigroup, finansal kriz sırasında aldığı yardımı geri ödemek için ABD devleti ve düzenleme kurumlarıyla anlaşmaya vardı. Citigroup tarafından yapılan açıklamada, 17 milyar dolarlık adi hisse ihracı ve 3.5 milyar dolar sermaye yerine geçen menkul kıymet ihraç edeceğini ve ABD devletinin finans sektörü kurtarma fonu TARP'a olan borçların ödeneceği belirtildi. Citigroup, 700 milyar dolarlık kurtarma paketinden yaklaşık 45 milyar dolar almıştı.

• Rusya'da işsizlik oranı Kasım ayında yüzde 8.1'e yükseldi.Rosstat'ın verilerine göre dönem içinde işsiz sayısı 6.1 milyona çıktı. Ülkede işsizlik oranı yılın başında yüzde 10'a yaklaşmıştı. Ekim ayında ise işsizlik yüzde 7.7 düzeyinde bulunuyordu.
 
 
.117
Bu haber toplam 857 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    Gazete 1. Sayfaları
    » Piyasalar
$ USD
1.5110
€ Euro
1.9260
IMKB
60.747
Altın
61.08
    Anket
    Türkiye ekonomisi umut vaadediyor mu?
    Evet
    Hayır
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008